ÜNİVERSİTEDE YAPTIĞIM HATALAR

Herkese merhaba. Ben Ege Üniversitesi Reklamcılık bölümü mezunuyum. Reklamcılık sektöründe pek deneyimli olduğum söylenemez. Ama birçok hata yaptım ve öğrencilik yıllarımı şekillendiren bu hatalardan ders çıkartıp toparlanmaya çalışıyorum. Geçtiğim yolları sizlerle de paylaşmak istedim ki, benim yolumda olanlar hemen dönsünler, hem de hemen! 😀

Öncelikle itiraf etmeliyim ki, gerçekten çok dolu dolu geçirdim üniversite hayatımı. Sosyal hayatımdan asla pişman olmadım ama kariyer ve gelecek hakkında varolan tüm fikirlerim yanlıştı. Çok ön yargılıydım. Bunlara daha sonra değineceğim. En iyisi en baştan başlayayım:

 

Okul ne kadar önemlidir?

Çalışmayı çok seviyorum ama naaaapiiiim!
Çalışmayı çok seviyorum ama naaaapiiiim!

Tüm dikkatimizi ve enerjimizi derslere mi vermeliyiz? ’Okul çok önemlidir!‘ Bunu herkes kolay kolay düşünmez, biliyorum. 😀 Ama ben yaptım bu hatayı. Okulunun önemsendiği ve üç beş puanlık düşüşlerin bile önemli olduğu bir ailede büyüdüm ben. Üniversitede de  değişmedim, her zaman not tutan ve sınavlardan rahatlıkla geçen biri oldum. Bunun bir zararı yok ama okula verdiğiniz bu zamanı, gerçek hayata karışarak değerlendirebilirsiniz aslında. Gerçek hayattan kastım, eğlence falan değil. Bir işe girmek, staj yapmak, yeni projeler geliştirebilmek. Akademik yaşama oldukça saygı duyuyorum ama sektörde kimse okulda öğrendiklerimizle bizi değerlendirmiyor.  Daha çok yaşamamız lazım, uzaktan izlememiz değil.

 

Aklınızdan geçenleri, hayata geçirin

Yap gitsin!
Yap gitsin!

Kendi kendimize düşünürken, arkadaşlarımızla sohbet ederken, hatta hiç beklemediğimiz anlarda; içki masasında, spor salonunda, hararetli bir kavga sonunda, fikirler bizimledir. Bir bakarsınız, bir proje filizlenmiştir aklınızda. Ama bu noktada çoğumuz  benzer hataları yaparız.  Vazgeçeriz. Üstüne çok düşünmeyiz. ‘Nasıl yapılacak, xxxx lazım…’ der önce engelleri düşünürüz.  Ben çok yaptım bu hatayı. Bir fikri hayata geçirmek için elimde olmayan her şeyi, ilk aşamada düşündüm ve diğer aşamada onları elde etmek için çalışmak yerine vazgeçtim. En büyük pişmanlık da, sizin projenize benzer ya da size göre ‘daha az iyi’ olan proje ödüllendiğinde, yürüdüğünde yaşanır. Zaman siz adım atsanız da atmasanız da geçiyor ve eğer bir an önce engelleri çözmeye başlarsanız, yol aldığınızı göreceksiniz. Lütfen ama lütfen, aklınızdakilere bir şans verin. En baştan başlamaktan korkmayın. Bir fikriniz var ama önce kurgu öğrenmeniz mi gerekiyor? Öğrenmeye başlayın. Sonuçta o engeli aşıp sıradakine geleceksiniz ve  sonra elinizde amatörce bile olsa ilk işiniz olacak. Daha çok heyecanlanıp daha çok peşine düşeceksiniz. Bir gün hem sizin hem başkalarının beğendiği hale gelene kadar, büyüteceksiniz onu.

 

‘Ön yargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur.’

einstein
adam haklı beyler!

Bu söz tam bir klişedir ama çok doğruymuş! Bir de reklamcılık sektörü çok fazla atıp tutmaya, cilaya müsait bir sektör. Herkes bir sürü şey der. Siz de yolun daha başında olduğunuzdan, daha denemeden, görmeden inanırsınız her şeye.  Ön yargısız olun demiyorum ama onlarla yüzleşin.  Özellikle İstanbul’da okumuyorsanız zaten yaşamınızın bir kısmını  efsaneler oluşturur. ‘İstanbul’da stajyerleri 1-2-3-4 diye numaralandırıyolarmış. ‘ ‘Yarışmalarda hep X üniversitesi dereceye kalıyo çünkü jüride X’in  Y hocası var.’ ‘Ya Mac kullanmadığını duyunca kovmuşlar çocuğu ajanstan.’  Saçma sapan bir sürü cümle. Belki çoğu doğru. Ama sizin yaşamadığınız hiçbir şey, sizin yaşayacaklarınıza engel olmasın. 4 sene boyunca İstanbul’dan o kadar korktum ki ama o kadar, hiç denemedim bile. Stajımı İzmir’de yaptım, işe burda başladım. Alıştığım bu ana kucağından bir an olsun ayrılmak istemedim. Ama iş hayallerinize gelince, büyük adımlar atmak istiyorsunuz ve ana kucağınızda bu mümkün değil. Hala ön yargılıyım yalan yok. ‘İstanbul’daki tiplerle ben çok farklıyım.’ ‘Yanlarında uzaydan gelmiş gibiyim.’ E olsun.  Denememek, ana kucağından yediğiniz ilk tekmede sizin en çok canınızı yakan şey oluyor.  Ön yargının en kötü tarafı, o kadar inanıyorsunuz ki,  ön yargı olduklarını fark etmiyorsunuz.  ‘Bu benim düşüncem’ savunması altında, korkakça bir saklanma. İnsan bir şeyden kaçmak istesin yeter ki, ön yargılar en büyük yardımcısı olur.

 

İlgi alanlarınız hakkında daha çok şey öğrenin

Etkinlikleri takip edin, daha çok kitap okuyun. Öğrendiklerinizi deneyin.  İyi örnekleri takip edin. Yeni bilgiler, yeni fikirler, yeni planlar demektir. Kendi bildiklerinizle yaptığınız gelecek planı, aslında sizi çok da mutlu etmeyebilir. Kurslara gidin.  ‘Aman, sonra hallederim.’ Düşüncesini çabukk silin kafanızdan! Tembellik de üniversiteye dahil ama örneğin yeni bir dil kursu, grafik tasarım kursu vb. tembelliğe dahil değil! Üniversiteden mezun olduktan  hemen sonra işe girdim. ‘Bu böyle olmaz’ evresi geldi geçti, şu an kursa yazıldım. 4 ay sürecek bir eğitim. Öğrenciyken haftanın 3 saatini buna veremez miydim acaba? Şimdi iş ilanlarına değil, tekrar staj ilanlarına başvuruyorum.  Hata yaptım, şimdi kendimi toparlıyorum ama lütfen siz yapmayın bunu.

 

Olmazsa olmaz: ‘El alem ne der?’

Herkes el alem olabilir. Mesela sınıf arkadaşlarınız hakkınızda goy goy yapmasın diye yazdığınız blog yazısını paylaşamazsınız. 🙂 Konsept bir sosyal medya hesabı açarsınız, o hesap tutana kadar sahibinin siz olduğunu söylemezsiniz. Mekan çekimi yapmanız gerekiyordur, mekan kalabalıktır. ‘Kim bu elinde mikrofon bıtbıt konuşan?’  demesinler, sana hiç bakmasınlar diye yolunu değiştirirsin. O gün çekmekten vazgeçersin. Zaten bir daha da çekmezsin.

Bırak, gülsünler yazdıklarına. Sen yazdıkça daha iyisin.

Bırak, ‘o ne boş çaba ya öyle?’ desinler. Projen sana para kazandırmaya başlayınca susarlar.

Bırak işte. Ne yaparsan yap, kendin için çiziyorsun bu yolu. Düşünme kimseyi.

İşte bunlar, benim en favori hatalarım. 🙂 Hepsini 4 sene boyunca yaptım, aşmak için için mezun olmak gerekiyormuş benim için. Kulaklarımı bunların hata olduğunu söyleyen herkese kapadım. Sonra yüzleşince, evet her şeyin farkına varıp toparlamak için adımlar attım ama zaman kaybettim.  İnsan hayatındaki en kıymetli şey zaman. Kendimizi zamanın sahibi sanarız ama zaman bizi umursamadan geçip gider. Biz, onu yakalayıp değerlendirebildiğimiz anlar kadar yaşarız. Bu anlar dışında, hayatımız basit bir kovalamacadır sadece.

Yüz yıllar boyu, kovalamacanın galibi insan olmamıştır.

O yüzden, zamanımız varken hatalarımızı keşfedelim, önüne geçelim. Benim paylaşmak istediklerim şimdilik bu kadar, kendinize iyi bakın, hoşça kalın! 🙂

 

 

 

CEVAP VER

4 × 1 =