Biliyorsun,

Ve

Bulmana gerek yok.

Bunu söyleyen bir yazı okudum geçenlerde. Aklımdakilerin daha agresifçe yazılmışıydı. Diyordu ki yazıda “Çocukken yaptığın şeylerin tutku olup olmadığını sorgulamazsın. Sadece yaparsın.”

Dünyanın neresinde olursa olsun, böyledir bu. Hiçbir çocuk “Çocukluk dönemimi verimli geçirmek için, ne yapmalıyım? Bisiklet sürmek bana ne katacak? Koşmak, gerçekten ilerde bana fayda sağlayacak mı?” diye düşünmez. Hepimiz bu deneyimi yaşadık. Bir dünya insan, birleştik, tutkunun ne olduğunu bilmeden tutkularımızı yaşadık; sonra büyüdük ve çocukluğumuza sırtımızı döndük.
Gerçekten de bugün,hayattaki tutkumuzu bulma telaşı, tutkumuzun da önüne geçiyor. Kendi tutku maceramın azıcığından “ötekilenen parçamın biyografisi” yazımda anlatmıştım.
Yazmak benim için bir tutku muydu, hiçbir zaman üstünde düşünmemiştim. Sadece kalemi elime aldığımdan beri yazmıştım. Hikayeler anlatmıştım, şiirler zırvalamıştım ve bunları kimse okuyup görmese bile umrumda değildi. Kendim için yapıyordum.

Zamanla ise başka şeyler yapmaya çalıştım. Çevreme baktığımda değer gören şeyler. Gitar çalan bir ergen olmak mı daha havalı, kompozisyon yarışmalarına katılan mı? Matematik mi önemli Türkçe mi?

Ve bu kargaşa, yıllarca sürdü. Üniversiteyi bitirdiğimde, kendi macerama geri dönmüştüm, yine yazıyordum ve yazarak kazanmaya başlamıştım. Oysa Üniversitenin ilk üç senesi, bir kez olsun yazar olmak istemedim ve kendimi tasarım alanında eğitmeye zorladım.

Zorladığın zaman, süresi doluyor. Tutku edindiğini sanıyorsun ama aradan zaman geçiyor ve sen başlangıçta olduğundan daha da mutsuz olarak, yine tutkunun peşine düşüyorsun.
Tutku nedir diye düşündüğümde, artık aklıma tek bir şey geliyor: Seninle doğmuş olan, sana özel olan. Sonradan edinemezsin tutkuyu. Yoklukta bile beslersin onu.

O yüzden şimdi dur ve hayatına bak.

Sistemli olarak devamını getirdiğin bir şey olmayabilir bu, zira hepimiz çalışkan insanlar değiliz. 🙂 Bu benim tutkumdur işte diyip üstüne düşmeyebiliriz. Ama bu öyle bir şey ki, çoktan seni buldu. Sadece senin fark etmeni bekliyor.

Ve sen, tutkunu arıyorsun hala. Para etsin istiyorsun, ailen beğensin istiyorsun, arkadaşların kabul etsin istiyorsun. Üzgünüm ama bu istediklerini elde ettiğinde, sen mutlu olmayacaksın. Bu istediklerin için savaştığında ve kazandığında, eline geçen şey tutkun olamayacak. Sadece, yeni bir kazanım olacak. Ki, bu da çok güzel ama, bil ki kazanımlarının yeri dolar. Adı değişir.

Sen ne kadar inkar etsen de, tutkun her zaman seninle, fark edilmeyi bekleyecek.

CEVAP VER

2 × 1 =