AFFEDİN ESKİ AŞKLAR

Bugün Twitter’da beğendiğim şeyleri gözden geçiriyordum. Ara ara yaparım öyle, güzel twitleri okuyup gülerim, bazen okurum diye bir yazıyı oraya atmışımdır, onu incelerim. Derken, daha öncesinde düşündüğüm –ve muhtemelen düşündüğüm sıralarda beğenilere attığım- bir twit gördüm. Şöyle bir şeydi: ‘Beni sev diye yaptıklarımı düşündükçe benden neden nefret ettiğini anlıyorum.’

Ben, bu cümleyi ilk kurduğumda ,zamanın birinde, eski mesajları siliyordum. Ve o an, her şey çoktan bitmişken fark ettim karşımdaki insanı ne kadar zorladığımı. Aslında kendime çok üzüldüm sonradan okurken. Çünkü tek istediğim güzel şeyler duymaktı o zamanlar, sonuçta biri var bana ilgi gösteriyor ama gel-gitler var. İki hoş laf duymak için kıvranmalar. Yumuşak karnınız sevilmekse, dudakların arasında tek güzel söz çıksın diye kıvranırsınız. Yazdıklarım gerçekten ilgi derecesine göre çok tatlış ya da çook hırçın olabiliyordu. Biraz ters bir şey mi duydum, hemen trip; biraz üstüne git ona güzel şeyler söylettir. Söylesin ya, duyayım, madem ilgi gösteriyor, daha fazlasını versin. Hep, hep , hep daha fazlasını… Ve tabii yalnız değilim, hepimiz birilerinin bu sebeplerden dolayı kötü andığı kişiyiz. Sevilmediğim her ilişkide, çok hırçın ve evet çok kezbandım (bu kelimeden nefret etsem de.)

az sayko değildik
az sayko değildik

Her şeyin sebebinin sevilmekte olduğunu anlamam için gerçekten sevilmem gerekti. Neredeyse 3 yılı bulan ilişkimde, daha önce yaptığım hiçbir şeyi yapmadım. Yaparım diye tahmin ettiğim şeyleri de. Huzurla sıyrıldı keskin öfkem, sevgiyle yumuşadım. Ne kıskançlık ne baskı. Karşılıklı bir uyum sardı aniden bizi. Nasıl olduğunu gerçekten bilmiyorum, oldu. Bazen eskilerden benim hakkımda konuşulduğunu duyuyorum, kızmıyorum. Tamam manyaktım ama canım yandığından. Sevilmediğim her aşktan, cilt cilt kitap çıkar. Öyle çok, öyle her gün içim yanarak yazdım. Çünkü bende bir şeyler eksik sanıyordum. Kendimi suçluyordum, düzeltmeye çalışıyordum. Düzeltmek isterken karşımdakinin hayatının daha çok gömülüp yepyeni takıntılar ediniyordum. Takıntılarımın farkında değildim, ‘e sen özlemedin mi?’ diye sorduğumda  cevap ‘evet özledim’ değilse,  ‘iyisin tabiii!’ naraları atıyordum, üstüne allem kallem buluşma ayarlayan da bendim. ‘E arayı kapatalım?? : ))): ))) Affedin eski aşklar.

Sevgilimden önce, içimdeki o ‘bana gelen sana gelsin yar’ psikolojisini aşabildiğimi söyleyemem. Çünkü bana göre, ben sevmiştim çok da çabalamıştım ama hiç mi hiç sevilmemiştim.  Onlar da üzdükleri kadar üzülsünlerdi. (bknz: Demet Akalın neden çok dinleniyor? 😀 ) Sonra kızgınlığım tamamiyle geçti. Çünkü onlarla olsam, şimdi olduğum kadar huzurla sevip sevilmek nedir tadamayacaktım. Herkes için biri varmış da o yüzden olmazmış olmadı mı.  Ben geçmişime, şimdi daha çok şükretmemi sağladığı için teşekkür ederim.

Ve benden nefret edenlerden özür dilerim. Üstünüze geldim, kavgalara, triplere boğdum, küfürler ettim. Belki de gerçekten hiç tanışamadık, aslında benim nasıl biri olduğumu hiç gösteremedim size. Zira aklımdan geçen sadece sizi etkilemekti. Sizinle aynı şarkıları dinleyip aynı kitapları okudum, en sevdiğiniz kahveyi ben de çok sevdim. Eğer hayatınızdaki her şeyle bütünleşirsem, sandım ki beni de sevebilirsiniz o şarkıyı, kahveyi sevdiğiniz gibi. Tabi bu durumda, arkamdan konuşulacak birçok konu bırakmış oluyorum size. Nefret etmek için de birçok sebep.  Ama şimdilerde, tanısanız seversiniz belki de. 🙂

Ben kendi kendime alevlendiğim gibi, yine kendi kendime sildim gitti tüm öfkemi.

Nasıl desem bilmiyorum ama , bu yazıyı bitirirken okuyanların birkaç şeyi anlamasını istiyorum. Bir düşünün, belki de ‘bu ne bayık tripler’ dediğiniz insan sevgiye muhtaçtır, ona  o sevgiyi verebileceğinize dair minik bir ışık yakmışsınızdır, peşinizden sürükleniyordur.  Bir karar verin ve net olun.  Umutlanmayan insan sessizce uzaklaşır, kaybolur zaten.  Ve tabi ki, sizi sevmeyen birine ısrar kıyamet kendinizi sevdirmeye de çalışmayın. Tamam biliyorum kolay değil kopmak ama bak yıllar sonra baktığında, kolunda sevgilin, birilerinin rehberinde ‘eski manyak’ olabilir ismin. : D  Sana yazık, karşındakine yazık. Ama en çok zamana yazık.

CEVAP VER

eighteen − 14 =