‘Tüm hayatınızın bir rüya olabileceğini ya da Truman Show’da olduğu gibi, bir gün kapıdan çıkıp gideceğinizi düşündünüz mü?’

ben kaçtım, bye!
ben kaçtım, bye!

Bu klasik girişi yaptığıma göre ilk önce ben cevap vereyim: Evet düşündüm ama buna hiç inanmak istemedim. Belki dar görüşlüyüm, belki bir gün uyanıp kameraya el sallayacağımıza ya da bizim için yaratılan simülasyonda var olduğumuza dair teorilerin peşinden sürüklenen kitleye haksızlık ediyorum ama tüm bunlara yaşadığımız hayatın sorumluluğunu üzerimizden atmak için inanıyoruz gibime geliyor. Sanki içinde bulunduğumuz sefilliğin rüya olduğuna inanırsak daha çok dayanma gücümüz olur gibi. Sanki ‘evet, hayallerimin birini bile gerçekleştiremedim ama benim suçum değil’ demek istiyoruz. Çünkü farkındayız kendimizle yüzleşmek hayatımızın bir reality show olma ihtimalinden daha gerçek bir şey ve daha zor.Ben kendimle sık sık yüzleşiyorum ve itiraf etmeliyim ki bu çok can yakıyor. Hayat akarken sıralı durakların birinde, otobüs beklediğini, sırf bu yüzden aynı durakta yıllarca takılı kaldığını görüyorsun. İşte, hayatın elindeki tek şans olduğunu kabul ettiğinde, beklemeyi bırakıp yürümeye başlarsın.

Akşama kadar uyuduğun günlerin bir gün biteceğini ve çıkıp gidebileceğin bir  kapı olmadığını hatırla. Bunun yükünü kaldırmak zor, o yüzden görmezden geliriz işte biricik hayatımızı.

O yüzden yaşadığımız her anı basitleştirir ama aklımızın almadığı, ikinci şansımızın olduğu teorilere inanırız. Böyle düşünmek bana iyi gelmiyor. Ne zaman kendimi –ismini sen koy, kader olur, bi’şey olur- hayatımın kontrolünün benden bağımsız olduğunu düşünsem, işe yaramazın teki olurum. Az okur, az düşünür, bol tüketirim. Böyle zamanlarım olur, kapılırım. Uyanmak zor olur, yazmak, yürümek zor. İşte bu akıntıdan yalnızca bir tane hayatım olduğunu düşünerek çıkarım.

‘Bugün, bir günün gitti. Asla geri gelmeyecek 24 saat.’

Ne zaman ki bu kafama dank eder, kalkarım miskinlik yuvamdan. Daha çok görmek, bilmek veya üretmek için bir adım atarım.

İnsanın hayatına yeni bir şey katması gibi yoktur. Yeni bir tat, yeni bir alışkanlık, yeni bir yer. Çünkü her yeni şey bizi hayata bağlar ve güzelleştirir aldığımız nefesi. Bunları yaptığımızda artık her şeyin bir rüya olmasına gerek yoktur. Çünkü biz, kendimize yaşanabilecek, rüya gibi bir hayat yaratmışızdır. Bunun hemen olduğunu söylersem tabiki sadece koca bir yalancı olurum.

Ama uğraşıyorum.

Hayatıma veda ederken hem kendimi hem dünyayı mutlu edecek izler bırakmaya.

CEVAP VER

seventeen + nineteen =